Karamollaoğlu'ndan islam ülkelerine ''Gelin Şeytanı Beraber Taşlıyalım'' Çağrısı

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI TEMEL KARAMOLLAOĞLU HAFTALIK OLAĞAN BASIN TOPLANTISINDA, ARAKAN’DA YAŞANAN ZÜLME KARŞI, İSLAM ÜLKELERİNE BİRLİKTELİK ÇAĞRISINDA BULUNDU…

Karamollaoğlu'ndan islam ülkelerine ''Gelin Şeytanı Beraber Taşlıyalım'' Çağrısı

 

***ARAKAN’DAKİ ZULMÜ ANCAK İSLAM ÜLKELERİ DURDURUR
***ŞEYTANLARI BERABER TAŞLAYALIM
***MÜSLÜMAN ÜLKELERİN HAC’DAN ÖRNEK ALMASI LAZIM
***HAC’DAKİ BİRLİKTELİK SİYASİ OLARAK DA GERÇEKLEŞMELİ

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında İslam
dünyasının Hac vazifesi nedeniyle Kabe’de her yıl bir araya geldiğini hatırlatarak, bu birlikteliğin
siyasi olarak da sağlanması gerektiğine değindi. Karamollaoğlu, “Hac ibadetinde, Arabıyla,
Acemiyle, siyahıyla, beyazıyla, zenginiyle, fakiriyle milyonlarca Müslüman Arafat’ta bir araya geldi.
Böyle bir birlikteliği dünyanın başka bir yerinde ve inanç da bunu görmek mümkün değil. Farklılığı
tamamen ortadan kaldıran giyimiyle herkesi eşit hale getiren bir manzara ile karşı karşıyayız.
Arkasından o ibadetin devamı olarak kötülüğe karşı müşterek tavır ile şeytan taşlama yapılıyor.
Bundan ibret almak nerede… Aynı günlerde aynı saatlerde akan kan ise devam ediyor.

 
 
 
 
Müslümanlar Hac da gösterdikleri feraseti, basireti, bir araya gelerek yaşadığı duyguyu siyasihayatta bir türlü meydana getiremiyorlar. Bu nasıl bir gaflet bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir
duyarsızlık anlamak mümkün değil” diye konuştu.
İSLAM ÜLKELERİ GAFLETTEN UYANMALI
“Bu nasılı bir gaflet bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir duyarsızlık anlamak mümkün değil. Artık yeter
demenin zamanı geldi, geçiyor. İslam alemi içine düştüğü bu gafletten bir an önce uyanmalı. Bir
Müslüman’ın felaketi üzerine başka bir Müslüman’ın mutluluk inşa etmesi mümkün değil. Herkesin
birinci önceliği akan kanı durdurmak olmalıdır. Her yerde biran evvel ateşkes sağlanmalı.
Müslümanlar tıpkı Hac’da olduğu gibi bütün farklılıkları bir kenara bırakarak, aynı amacın etrafında
birleşmelidir. Aksi takdirde bunun hesabını ne tarih önünde ne de mahşeri vicdanda vermemiz
mümkün değildir”
BATI ADETA ARAKAN ZULMÜNE SEVİNİYOR
Arakan konusunda ise Karamollaoğlu, Batı’nın her zaman olduğu gibi ikiyüzlü bir duruş sergilediğini
hatırlatarak, “Batı’ya baktığımızda ise bir hareket var, söylemler gelişiyor. BM çeşitli beyanatlar
veriyor ama Batı alemi çifte standarttan, tekebbürden, iki yüzlülükten kurtulmadan dünyanın hiçbir
yerinde meydana gelen problemleri çözme imkanına sahip değil. Daha doğrusu çözme niyetinde
değil. Hatta bir meşkale bulmuş gibi de seviniyorlar. Kendi menfaatleri söz konusu değilse kılları
bile kıpırdamıyor” diyerek sert sözlerle eleştirdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme
ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu, Kurban Bayramı sırasında trafik kazalarında
hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dileyerek başladığı konuşmasında terör sorunu
başta olmak üzere dış politika, Arakan ve İslam ülkelerinin içinde bulunduğu siyasi durumu bir bir ele
aldı.
ŞEHİT ASKER GÜLER’E BAŞSAĞLIĞI
Parti Genel Merkez’inde düzenlediği toplantıda Karamollaoğlu, “Terör yüzünden yine coşkularımızın
yarım kaldığı sevgilerimizin eksik kaldığı bir bayram oldu. Bayramın üçüncü gününde gencecik bir
evladımız daha teröre kurban verildi. Şehit düşen Er Halil İbrahim Güler’e Allah’tan rahmet, kederli
ailesine sabrı cemil niyaz ediyorum” dedi.
BATI ALEMİ ARAKAN’A SEVİNMİŞ DURUMDA
Karamollaoğlu “Dünyanın dört bir yanında kan akmaya devam ediyor” diyerek Arakan ile ilgili şu
hususlara dikkat çekti:
“Son zamanlarda ne yazık ki Arakan’da yaşananlar bayram coşkusunu hüzne ve acıya dönüştürdü.
Arakanlı Müslümanların evleri yıkılıyor, köyleri boşaltılıyor. Kaçmak isteyenler ya nehirlerde
boğuluyor ya da açlıktan hayatlarını kaybediyor. On binlerce Müslüman, sınırlarda sıkışık kalmış
durumda. Bu zulüm uluslararası toplumda bir etki meydana getirmesine karşın, söylemden öteye
gitmeyen, kınamaktan öteye gitmeyen bir manzara ile karşı karşıyayız. Bu katliamın durdurulması için
en büyük görev İslam ülkelerinin yöneticilerine düşüyor. Üzülerek ifade ediyorum ki onlar da
birbirleriyle uğraşmaktan bu problemleri çözmeye vakit bulamıyor. Batı’ya baktığımızda ise bir
hareket var, söylemler gelişiyor. BM çeşitli beyanatlar veriyor ama Batı alemi çifte standarttan,
tekebbürden, iki yüzlülükten kurtulmadan dünyanın hiçbir yerinde meydana gelen problemleri çözme
imkanına sahip değil. Daha doğrusu çözme niyetinde değil. Hatta bir meşkale bulmuş gibi de
seviniyorlar. Kendi menfaatleri söz konusu değilse kılları bile kıpırdamıyor”
İSLAM ÜLKELERİNE ‘HAC BİRLİKTELİĞİ’ ÇAĞRISI
“İslam dünyasının büyük bir mesuliyeti var. Yemen’de de, Suriye’de de, Libya’da da, Arakan’da da kan
akıyor. Başımızı nereye çevirsek kesif bir duman var, kulağımızı nereye çevirsek acı bir feryat var. Bu
da sadece Müslüman ülkelerden geliyor” diyen Karamollaoğlu, İslam ülkelerine ve liderlerine Hac
ibadeti sırasında yaşanan birlikteliği örnek göstererek, siyasi olarak da birlikte hareket edilmesi
çağrısında bulundu. Karamollaoğlu, “ Maalesef islam ülkeleri olarak hep oyuna geliyoruz. Oyuna
getiriliyoruz. Oysa daha geçen hafta Hac ibadetinde, Arabıyla, Acemiyle, siyahıyla, beyazıyla,
zenginiyle, fakiriyle milyonlarca Müslüman Arafat’ta bir araya geldi. Böyle bir birlikteliği dünyanın
başka bir yerinde ve inanç da bunu görmek mümkün değil. Farklılığı tamamen ortadan kaldıran
giyimiyle herkesi eşit hale getiren bir manzara ile karşı karşıyayız. Milyonlarca insan. Bu birlikteliğin
yapılabileceğinin en güzel, en açık örneğidir. Arkasından o ibadetin devamı olarak kötülüğe karşı
müşterek tavır ile şeytan taşlama yapılıyor. Bütün Müslümanların zulme, kötülüğe karşı aynı tavrı
gösterdiklerinin bir işaretidir. Bundan ibret almak nerede… Aynı günlerde aynı saatlerde akan kan ise
devam ediyor. Müslümanlar Hac da gösterdikleri feraseti, basireti, bir araya gelerek yaşadığı duyguyu
siyasi hayatta bir türlü meydana getiremiyorlar. Bu nasılı bir gaflet bu nasıl bir çelişki, bu nasıl birduyarsızlık anlamak mümkün değil. Artık yeter demenin zamanı geldi, geçiyor. İslam alemi içine
düştüğü bu gafletten bir an önce uyanmalı. Bir Müslüman’ın felaketi üzerine başka bir Müslüman’ın
mutluluk inşa etmesi mümkün değil. Herkesin birinci önceliği akan kanı durdurmak olmalıdır. Her
yerde biran evvel ateşkes sağlanmalı. Müslümanlar tıpkı Hac’da olduğu gibi bütün farklılıkları bir
kenara bırakarak, aynı amacın etrafında birleşmelidir. Aksi takdirde bunun hesabını ne tarih önünde
ne de mahşeri vicdanda vermemiz mümkün değildir” şeklinde konuştu.
İSRAİL’İN DENEDİĞİ BOMBALARA BAKIN
Kuzey Kore’nin son dönemde balistik füze denemeleri üzerine yaşanan uluslararası gerginliğe de
değinen Karamollaoğlu, Kuzey Kore’nin yaptığını doğru bulmadıklarını söyleyerek, batılı ülkelerin
nükleer güçlerinin göz ardı edilmemesi uyarısını yaptı. Karamollaoğlu, “Gündem bu konuyla meşgul
ediliyor, meydana gelen hadiseler bununla örtülüyor. Bu adeta bir kamuflaj harbi gibi. Kuzey Kore
şunu yapmış, Amerika’da ‘biz bunun hesabını sorarız’ diyor. Kuzey Kore’nin son denemesi deprem
meydana getirdi bunu umursamayalım demiyorum. Ancak Amerika Afganistan’da nükleer bomba
dışındaki en büyük bombaları denerken bu dünya neredeydi. İsrail, Gazze’ye saldırdığı zaman
denediği bombalar kimsenin umurunda bile olmadı. Görünen o ki dünya aklın değil, akılsızlığın hakim
olduğu bir döneme geriyor” diye eleştirilerde bulundu.
TÜRKİYE’YE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR
Karamollaoğlu, dünyadaki kötü gidişatın önlenmesi için Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiğinin de
altını çizerek, “Felaketi atlatmanın yolların aramak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin üzerine büyük bir
görev düşüyor. Biz kim, Kuzey Kore kim diyemeyiz. Hem ülkemiz, hem bölgemiz hem de dünyamız için
kabullenmek zorundayız. Öncelikle basiret ve ferasete ihtiyaç var. Bu ülkede, biz de, ülkeyi yöneten
ve yönetime talip olan kesimlerde. Bu ise ülkenin istikbalini kendi şahsi istikbalimizin önünde tutmak
ile mümkündür. Kendi şahsi menfaatlerimiz ve ihtiraslarımız sanki ülkenin menfaatleri ile
örtüşüyormuş gibi göstermek büyük bir gaflettir. Bunu ise kimse unutmasın. Ne şahısların ne siyasi
partilerin kendi menfaatleri ülke menfaatlerinin önüne geçemez, geçmemelidir. Toplumda birlik ve
beraberlik ise böyle oluşur” diye uyardı.
BİR İKAZ DA BULUNUYORUZ
Konuşmasının son bölümünde ise Karamollaoğlu, ülkenin gerçek gündemine dönmesi gerektiğine
işaret ederek şunları söyledi:
“Türkiye’nin gerçek gündemi terördür. Her geçen gün daha da kötüye giden ekonomidir. Bir oraya bir
buraya savrulmak zorunda kalan dış politikadır. Bitirilen tarım ve hayvancılıktır. İsraf, yolsuzluk,
yapılan yanlış yatırımlar yürütülen yanlış politikalar. Sarsılan aile yapımız ve yozlaşan değerlerimiz.
Uyuşturucu alışkanlığının 11-12 yaş seviyesine düşmesidir. Adalete güvenin ortadan kalmış olmasıdır.
Bu konuları sadece bir ikaz olsun diye yapıyoruz. Şahsi olarak hiçbir konuyu gündeme almıyoruz.
İnanıyoruz ki, eninde sonunda ülkeyi yönetenler, talip olanlar bizim söylemlerimize kulak verirler”

BURUK BİR BAYRAMI GERİDE BIRAKTIK
Sözlerimin hemen başında aziz milletimizin geçmiş kurban bayramını tebrik ediyorum.
Maalesef bu bayramda terör yüzünden yine coşkularımız yarım, sevinçlerimiz eksik kaldı.
Bayramın 3. günü gencecik bir evladımızı daha teröre kurban verdik.
Bu vesileyle Hakkâri’nin Çukurca ilçesindeki hain saldırıda şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Halil
İbrahim Gürel’e Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

TRAFİK TERÖRÜ ADETA KATLİAM GİBİ
Tabii bir de trafik terörü var.
10 günlük bayram tatili boyunca meydana gelen kazalarda 122 vatandaşımız hayatını kaybetti. 482 kişi
de yaralandı.
Gerçekten rakamlar endişe verici. Savaşta bile bu kadar zayiat olmaz.
Karayolu kaza istatistiklerine göre, ülkemizde 2016 yılında meydana gelen kaza sayısı 1 milyon 182
bin 491.
Son bir yılda trafik kazalarında kaybettiğimiz insan sayısı 7 bin 300 kişi. 303 bin 812 kişi de
yaralanmış.
Kaza nedenleri arasında sürücü hataları yüzde 90 ile birinci sırada.
Elbette kurala da güveneceğiz, frene de güveneceğiz.
Ama en büyük güvencemiz insan. En başta insana güveneceğiz.
Düzgün araba kullanmak için ehliyet yetmiyor. Sorumluluk duygusuna ihtiyaç var.
Bu hissiyat sürücülere nasıl aşılanacak. Toplumsal bilincin yükseltilmesi lazım.
İnşallah bu kazalardan ders çıkarırız. Bir daha olmaması için azami özen ve dikkat gösteririz.

ARAKAN’DAKİ DURUM
Maalesef Bayram coşkumuzu hüzne ve acıya boğan bir diğer unsurda Arakan’da yaşanan gelişmelerdir.
Arakanlı Müslümanların evleri yakılıyor, köyleri boşaltılıyor. Myammar ordu güçlerinin katliamından
kurtulmak için yollara düşenlerde ya nehirlerde boğuluyor, ya dağlarda açlıktan hayatını kaybediyor.
Onbinlerce Müslüman Bangladeş sınırında sıkışıp kalmış durumda.
Ama uluslararası toplum sadece kınamakla meşgul.
Kanaatimce, bu katliamların durdurulması için en büyük görev İslam ülkelerine, yani yöneticilerine
düşüyor. Onlar ise, birbiriyle uğraşmaktan, bu problemleri çözmeye vakit bulamıyorlar, maalesef…

BATI BU İKİ YÜZLÜLÜKTEN KURTULMADIKÇA DÜNYA HUZURA ERMEZ

Elbette, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumda bu katliamları durdurmak için ciddi
bir kararlılık göstermelidir.
- Savaşın değil, Barışın
- Kaos ve Çatışmanın değil, Diyaloğun
- Baskı ve zulmün değil, demokrasi ve insan haklarının hâkim olduğu bir dünyanın ilk şartı önce konuya
ciddiyetle ve çözmek için yaklaşmak,
- Çifte standarttan, ferdi çıkarlardan ve tekebbürden vazgeçmek gerekir.

MÜSLÜMAN ÜLKELER GAFLET UYKUSUNDAN UYANMALI
Maalesef İslam dünyasının bir başka kanayan yarası Yemen’de de durum farklı değil.
Yemen’de çatışmalar yüzünden 2 yılda, 3 milyon insan mülteci durumuna düştü.
Sağlıklı su ve yiyecek imkânından yoksun kaldıkları için 600 bin Yemenli Kolera’ya yakalandı.
Resmi rakamlara göre sadece son 4 ayda, 2 binden fazla insan Kolera’dan dolayı hayatını kaybetti.
Peki, Yemen böyle de Libya farklı mı, Suriye farklı mı?
Başımızı nereye çevirsek kesif bir duman var.
Kulağımızı nereye çevirsek acı bir feryat duyuyoruz.

İSLAMIN, BİRLİĞİ EMRETMESİNE RAĞMEN BİZ PARÇALANIYORUZ
Hep oyuna geliyoruz,
Oysa daha geçen hafta, Hac ibadetinde, arabıyla, acemiyle, siyahıyla, beyazıyla, zenginiyle fakiriyle
milyonlarca Müslüman Arafat’ta bir araya geldi, gözyaşı döktü.
Mina’da şeytan taşladı.
Sınıflarını ortadan kaldıran, ihrama girip, “lebbeyk” diyerek aynı çağrıyı yaptı.
Ama İslam âleminde akan kan devam ediyor.
Müslüman ülkeler İslam düşmanlarının oyununa gelip birbirini bombalamaya devam ediyor.
Bu nasıl bir gaflet, bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir duyarsızlık doğrusu anlamak mümkün değil.

ARTIK YETER
İslam âlemi içine gömüldüğü bu gafletten bir an önce uyanmalı, kurtulmalıdır.
Bir an evvel şahsi ihtiraslardan kurtulup kendine gelmeli.
Hiçbir gerekçe, hiçbir strateji, masum bir insanın tek bir damla kanından daha önemli değildir.
İster Arap, ister Acem, ister Sünni, ister Şii olsun bir Müslümanın felaketi üzerine başka bir Müslüman
mutluluk inşa edemez.
Bu yüzden herkesin birinci önceliği akan kanı durdurmak olmalıdır.
Bir an evvel ateşkes sağlanmalı, akl-ı selim ve sağduyu devreye girmelidir.
Müslümanlar tıpkı hacda olduğu gibi bütün farklılıkları, bütün ayrılıkları bir kenara bırakarak aynı
amacın etrafında birleşmelidir.
Aksi takdirde bunun hesabını ne tarih önünde ne de mahşeri vicdanda veremeyiz.

ABD- KUZEY KORE GERİLİMİ
Son olarak ABD ile Kuzey Kore arasında yaşanan gerilime değinmek istiyorum.
Tarihe isim veren belli dönemler vardır; Demir çağı, Tunç çağı, Bakır çağı gibi.
Endişemiz o ki, tarihçiler bu günleri kategorize ederken, “Çılgın ve Dengesiz Liderler Çağı” olarak
isimlendirecek.
Dünya adeta bir akıl tutulmasının içerisinde.
Bu akıl tutulması insanlığı büyük bir felaketin eşiğine getirmiş durumda.
Böyle bir ortamda en küçük bir kıvılcım, tarihin en kanlı kıyımlarının yaşandığı bir küresel savaşın
tetikleyicisi olabilir.
Buna rağmen tam tersine yangına körükle gidiliyor.
Herkes birbirini tehdit ediyor.

SİLAHIN KONUŞTUĞU YERDE AKIL SUSAR
Elbette böyle bir ortamda Kuzey Kore’nin yaptığı hidrojen bombası denemesi kesinlikle kabul edilemez.
Ama keşke aynı küresel tepki, Arakan’daki katliamlar konusunda da gösterilebilseydi.
Keşke aynı küresel duruş, ABD, dünyanın en büyük bombasını, Afganistan’daki Müslümanların
üzerinde denediğinde de gösterilebilseydi.
Evet, Kuzey Kore’nin nükleer denemeleri dünya için bir tehdittir.
İnsanlık için çok daha büyük tehdit ise, Dünyayı kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirmeye
çalışanlardan geliyor.
Dünyanın dört bir tarafından kurdukları askeri üslerle dünyanın jandarmalığına soyunanlardan geliyor.
İnsanlığın problemlerini akılla değil silahla çözeceğini sananlardan geliyor.
İşin esas üzücü ve tehlikeli tarafı, dünya jandarmalığına soyunanların(yeltenenlerin) bunu “Dünyada
Huzur ve Barışı tesis” için değil, sadece kendi menfaatlerini kollamak için yapıyor olmasıdır.

TÜRKİYE’NİN DERDİ;

Görünen o ki, dünya aklın değil, akılsızlığın hâkim olduğu bir döneme girmiş bulunuyor.
Eğer bu gidişat değiştirilemezse, bütün insanlığı büyük bir felaket bekliyor, demektir.
Türkiye olarak bu felaketi atlatmanın yollarını aramalıyız.
Bunu hem ülkemiz, hem bölgemiz, hem de dünyamız için yapmalıyız.
Şu anda hepimizin öncelikle basirete ve ferasete ihtiyacı var.
Bu ancak ülkemizin istikbalini, kendi şahsi ikbalimizin önünde tutmakla olur.
Bilmeliyiz ki, bu hususta İslam Âlemine büyük bir sorumluluk düşüyor.
Birileri tarafından çarpıtılmaya çalışılsa da, Hak ve Adaleti her şeyin önünde tutan İslam İnancına ve
İlkelerine sahip olmamız, bu mükellefiyeti zorunlu olarak bizlere yüklüyor.
Ama, Heyhat! Nerede bu sorumluluğu hisseden ülke yöneticileri.
Hiç tereddütsüz iddia ederiz ki,
Çürümüş kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyen, sahip oldukları ekonomik ve teknolojik
imkanlar sebebi ile, sömürüyü, tahakkümü ve işgali hak olarak gören mütekebbirler, dünyaya barış ve
huzuru getiremezler.
Onlara özenen menfaatleri gereği ve sırtlarını onlara dayayan İslam ülkeleri de, dünyada oynanan bu
kirli ve vahşi oyunun sadece bir vasıtası haline gelirler.
TÜRKİYE GERÇEK GÜNDEMİNE DÖNMELİDİR

Bu vahim gidişattan kurtulmak istiyorsak;
Türkiye boş lafları bırakıp bir an evvel gerçek gündemine dönmelidir.
Türkiye’nin gerçek gündemi ise bayramda bile gencecik evlatlarımızı toprağa vermek zorunda
kaldığımız terördür.
Her geçen gün daha da kötüye giden ekonomidir.
Bir oraya bir buraya savrulmak zorunda kalan dış politikadır.
Bitirilen tarım ve hayvancılıktır.
İsraf, yolsuzluk, yapılan yanlış yatırımlar, yürütülen yanlış politikalardır.
Sarsılan aile yapımız ve yozlaşan ahlaki değerlerimizdir.
Uyuşturucu alışkanlığının 11-12 yaş seviyesine düşmesidir.
Adalete güvenin kaybolmasıdır.
Her zaman olduğu gibi bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz.
Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi yalnız Cenab-ı Allah’tır.
Allah (cc) ülkemizin, İslam âleminin ve bütün insanlığın yardımcısı olsun.

temel karamollaoğlu saadet partisi basın açıklaması
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!