Hüseyin Cemil MERİÇ
İsmet Erdem Atik

Hüseyin Cemil MERİÇ

 

           

 

                   Hüseyin Cemil Meriç 1916’da Reyhanlı’da dünya’ya geldi. Babası hakim olan Meriç’in annesi ev hanımı idi. Yedi yaşından itibaren Fransızların işgali altında olan şehirde işgalden dolayı Fransız eğitim sistemi uygulanan Antakya sultanisinde okumaya başladı. Göz rahatsızlığına dair ilk belirtiler bu yaşlarda görülmeye başladı. İlk yazısını bu okuldayken yazdı ve yazıda hocalarını eleştirdiği için okuldan diploma almadan ayrılmak zorunda bırakıldı. İstanbul’a gitti ve orada İstanbul üniversitesi Edebiyat Fakültesinde katiplik gibi geçici işlerde çalıştı. Ancak zamanın zor şartlarında geçim kolay değildi. Meriç denemeler yazarak, tercüme yaparak geçimini sağlamaya çalıştı. Kronolojiyi bir kenara bırakmak gerekirse Meriç tarih, edebiyat ve sosyal bilimler gibi çeşitli konularda bir çok eserler vermiş ve derin çalışmalar yapmıştır, kendi deyimiyle bir fikir işçisidir. Fransızcayı mükemmel derecede okuyup yazar, İngilizce ve Arapçayı ise orta derecede bilir. Yaşı ilerledikçe göz rahatsızlığı iyice artar. Tedavi için Paris gibi çeşitli ülkelere gider ancak sonuç alınamaz. 38 yaşına geldiğinde ise görme yetisini tamamen kaybeder. Bir süre bunalıma girer ancak çevresindekilerin yardımıyla zorlukları aşarak tekrar yazmaya başlar. Sıkıntılı geçen o yıllarını Bu Ülke adlı kitabında şöyle anlatır;  ‘’Bazen bir kuyuya benziyor hayat; kör, pis, zehirli bir kuyuya. Boğuluyorum, ölüme koşacak mecalim kalmıyor, kimseyi görmüyor gözüm. Sevdiklerim yabancılaşıyor. Kitaplar tuğla oluveriyor birden. Dostlarımın sesini tanımıyorum. Varlığım bir tele asılıyor. Bir kabus bu, bir hastalık. Gözlerimi kaybettikten sonra bu kuyuya sık sık düştüm… İstediğini yapamamak, sakatlığından doğan bir aciz. Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var. Aczime tahammül edemiyorum.’’ Bundan sonra Meriç için hayatının en üretken yılları başlar. O da bunun farkındadır. İlerleyen yaşında 38 yaşına kadar olan yaşamını ‘’Kim beni okuyacak ? Benzerlerime hiçbir önemli mesajım yok. Bir vahşi gibi yaşadım, herhangi biri gibi acı çektim. Hayatımda hiçbir fevkalade olay yok: Önemsiz hayal kırıklıkları, gerçekleşmemiş rüyalar, Yerine getirilmemiş projeler… İşte 38 yılımın iyice sıkıcı ve hiç de ilginç olmayan hikayesi.’’ Diye anlatır. Dış dünyayla artık bir bağının olmadığını düşünür ve yazmaya tekrardan başlar.  Aslında gözleri sağlıklı iken bile dünyayı pek sevmemiştir. ‘’İnsanlar kötüydü bende kitaplara sığındım.’’ Der. Kitaplar sadık bir limandır onun için. İnsanlar gibi yalan söylemezler ve siz onu terk etmediğiniz sürece sizi asla terk etmezler. Meriç politik yazılarla da ilgilenmiştir. Halk partisi dönemine, Adnan menderes hükümetine ve 1971 darbesine tanıklık eder. Yazar batıcı, İslamcı ve milliyetçi görüşe yakındır. Ancak çağdaşlaşmayı bütünüyle batılılaşmak olarak görmez. ‘’Olimpos dağının çocukları Hira dağının evlatlarını asla kabullenmeyecekler’’ diyerek batının gerçek yüzünü de ortaya koyar. İnsanları birleştiren yegane şeyin İslam olduğunu söyler: ‘’Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp, tek insan haline getiren İslamiyet olmuş. Biyolojik bir vahdet değil bu. Ne kanla ilgisi var, ne kafatasıyla. Vahdetlerin en büyüğü, en mukaddesi. İster siyah derili, ister sarı… İnananlar kardeştir.

               Hüseyin Cemil Meriç yaşadığı dönemde de yoğun şekilde eleştirildi hatta ona budala diyenler oldu o ise ‘’kim bilir eserlerim ne budalalar yetiştirecek’’ diyerek eleştirilere cevap vermişti.

               Yazarların kaderidir eserleri ve kendisi hayatta iken değil de hayata veda ettikten sonra anlaşılır ve kıymetlenir ancak Meriç’in ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen biz hala onu anlayamadık. Ayrışmaya devam ettik. Sağ, sol, Türk, kürt, alevi, sünni, kimi zamanda fenerli ve Beşiktaşlı. Ama ayrışmak için hep bir şeyleri bahane ettik oysaki biz ayrıştıkça ağıtların Türkçe, Kürtçe ve Arapça, zafer çığlıklarının ise İbranice, İngilizce, Almanca ve Fransızca olduğunu bilemedik. Ancak Allah’a hamdolsun bu tür şeylerin bizleri bölmesine artık izin vermiyoruz. Allah birliğimizi daim etsin.    

cemil meriç ile ilgili görsel sonucu

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Toplumsal cinnet!
Toplumsal cinnet!
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi