Bu Ne Güzel Kardeşlik
Mehmet Ali Kayacı

Bu Ne Güzel Kardeşlik

Bu Ne Güzel Kardeşlik...

Bu ülkenin insanını seviyorum...

Bu ülkenin fedakar analarına hayranım...

Bu ümmetin cihadkar nesline minnettarım...

Zaman zaman insanlığın kalbine dokunuyor, zaman zaman kendi kalbimizi unutuyoruz.

Yeri geldiğinde, tanımadığımız bir yüreğin gözyaşı olup akıyor, yeri geldiğinde ise kaskatı kesilmiş yüreğimizle buzhane oluveriyoruz.

Daha nice kalp/kalpsizlik mevcut ki, dile getirmesi mümkün değil.

Öğrendim...

Öyle insanlar var ki şu alemde... Onların değil kıymetini bilmeye yolundan yürümeye ömrümüz yetmez.

İşittim...

Nice varlıklar ki, kardeşliğin hukukunu görünmez bir kalemle imzaladılar.

Görmeliyiz...

Nasıl bir hayat, nasıl bir ruh iklimi, nasıl bir anlayış, nasıl bir sevgi ve saygı... Biz böyle bir kardeşliğe ihtiyaç duyarken, birileri tadını çıkarıyor. Doyumsuz bir lezzetin keyfine varmışlar, uyuyoruz. Helal olsun onlara... Daim olsun muhabbetleri.

Bu hafta, birkaç programa katılarak, evden dışarı çıkmayı özlediğimi hissettim. Programlardan birinde iki önemli husus çok dikkatimi çekti.

Konuşmacı, heyecanla konuşmasını sürdürürken kapıdan giren bir misafire boş yeri işaret ediyordu. Bu önemli idi benim için, ama asıl anlatmak istediğim bambaşka...

Aynı konuşmacı, süreyi aşarsam ... abi uyarsın dedi, ilerleyen dakikalarda.
Bu sözün ardından hemen bitir deyiverdi, uyarıcısı.
Konuşmacı ise, o da hemen "kessesini, bitir" deyiverdi, dedi.

Yüzlerce insan, bu diyalogun sadece dile getirilen kısmına tanıklık etti.
Bakışlar, tebessümler ve sonraki kucaklaşmalar.
Bir başka yerde olsa, bunlar ne diyor derler.

Neyse...

Buraya kadar da her şey normal aslında.
Asıl mesele, program bittikten sonra gerçekleşti. Dahası finaldeyiz şimdi.
Konferans salonunun dışındayız. İnsanları süzüyorum istemsizce, biri dikkatimi çeti.
Bir aracın arka kapısının önünde titizlikle bekliyordu.
Sonra arabaya binecek kişi geldi.
O gelince de, muhteşem bir nezaketle, kapı açıldı bekleyence.

Az evvel konferans salonunda konuşmayı gerçekleştiren kişi, uzatırsam beni uyarsın dediği hatta bak kessesini-bitir deyiverdi dediği kişiyi muhabbetle karşılıyordu.

Karşıladığı kardeşi ise, ne yapıyorsun deyince "buyurun efendim" deme nezaketini gösteriyordu.

Konferans esnasında, şaka ile eliyle bitir işaretini yapan, konuşmasını bitirenin nezaketli elleriyle açılan kapıdan içeri girecekti.

Sonra göz-göze geldiler.
İki genç yaşlı... :)
Tıpkı bir abi-kardeş gibiydiler.
Muhabbetlerini kıskandım doğrusu.

Nedendir, ne içindir diye sorguladığım bir şey yok. Sadece insanların birbirine daha çok ihtiyacı olduğunu düşündüğüm bir zamanda bu kardeşlik beni hayata ısındırdı.

Sizce de ısınması gereken yürekler yok mu, şu kısacık dünyamızda?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
KONYA OVASI, NEDEN HOLLANDA GİBİ OLAMIYOR... İŞTE CEVABI
KONYA OVASI, NEDEN HOLLANDA GİBİ OLAMIYOR... İŞTE CEVABI
Yerli Tohum, ABD'li Tohumu Geride Bıraktı
Yerli Tohum, ABD'li Tohumu Geride Bıraktı