Adaletin Samimiyeti
Sevimnur Türkoğlu

Adaletin Samimiyeti

Adalet denilince hepimizin aklına gelecek olan ilk kavramlar hak ve haklılıktır. Bir insanın hakkını gözetmek, mağdur etmemek ve edilmesine engel olmak, suçsuz ise ispat etmek, haklıyı ve haksızı ayırt etmek şüphesiz adaletin bir görevidir.

Adalet herkes tarafından aynı anlamın ifade edilmesini gerektiren çok özel bir terimdir. Nasıl ki, iki kere ikinin dört ettiğini tüm insanlar doğru kabul ediyor, aksini iddia edene gülüp geçiliyorsa, adalet kavramı da tüm insanlık tarafından aynı anlayışla kabul edilmelidir. Zengin fakir, makam mevki sahibi ve statü ayrımı olmaksızın herkese eşit muamele eden, tutarsızlığı kabul etmeyen, tarafsız olan bir adalet anlayışı gerçek ve doğru olandır.

Adalet bir istikamet üzerinde dosdoğru yol alabilen, hiçbir gücün değiştiremeyeceği kesin ve netliği bünyesinde barındıran bir kuraldır. Doğru kullanıldığı takdirde insanlığa ancak huzur ve saadet getirir. Bir  düşünür; adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğar diyerek adaletin hakikatle bir olduğunu ve adaletle yönetilen bir topluluğunun saadet ve barış içerisinde olacağını vurgular.

Bir devlet içerisinde adaletin var olması hukukun güçlü olmasına bağlıdır. Bu sebeple devlet yöneticilerinin üzerine düşen görev büyük ve önemlidir. Halkının hakkını ayrı ayrı gözetmek zorunda olan devlet yöneticileri; adil, doğru sözlü, imanlı ve inançlı olmalıdır. Hakkını çiğnetmek istemeyen, adil ve güvenilir bir şekilde yönetilmek isteyen milletler, yöneticilerini seçerken bu özellikleri göz önünde bulundurarak seçim yapmalıdır. Aksi takdirde adalet anlayışımız bireysellikten öteye geçemez. Asırlar öncesinden Efendimiz (s.a.v): Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır buyurarak bir milletin yükselişinin de çöküşünün de adalet anlayışına bağlı olduğunu öğütlemiştir.

Son olarak Rahmetli Erbakan hocamızın bizlere ders niteliğinde olması gereken şu sözünü paylaşmak istiyorum: Adaleti tesis etmenin temel şartı hakkı üstün tutan bir zihniyete sahip olmaktır. Kuvveti üstün tutan zihniyetler adalet tesis edemezler.

Yaşamımızı, zihniyetimizi hak üzerinde temellendirir, her şart ve durumda sadece hakkın ve haklının safında yer alırsak toplum olarak adalet sorunu yaşamaz, adil bir dünyada ömür süreriz. Unutmamalıyız ki bireysel olarak bizler nasılsak öyle yönetiliriz.. Kime ne kadar adil davranıyoruz ve adalet beklentilerimiz ne kadar samimi? 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!