Herkesin Hayatına Kimse Karışamaz!
Enes Yusufoğlu

Herkesin Hayatına Kimse Karışamaz!

     Hak-Batıl mücadelesinin tarihi insanlık tarihi ile eşdeğerdir neredeyse. Bu mücadelede bir taraf Hak bir taraf Batıl olmuştur hep. Ama bu sefer “Hak” kavramına farklı bir pencereden bakmak istiyorum. Hak olmak güçlü olmaktır. Haklılık bir çeşit güçtür. Hatta Dünya’da ki güçler, Hak için yardımcı güçlerdir diyebiliriz. Hak olmak maddi değildir ama her türlü maddi güçten misliyle etkili bir güçtür.

      Eğer birisi Hak ise bütün güçler ona hizmet eder ve o güçleri kullanmak o kişinin “Hakkıdır”(!)

Hak ve Batıl kavramlarını sadece İslami olarak düşünmek “haksızlık” olur. Var olan bütün savaş, katliam, çatışma, mücadelelerin arkasındaki temel sebep “Haklı Olmak” düşüncesidir.

İblis’in isyanı, Kabil’in cinayeti, Firavun’un azgınlığı haklı(!) oldukları içindi. Hitlerin ırkçılığı, Siyonistlerin amaçlarına ulaşmak için yaptığı zulümler, DAEŞ’in katliamları, 15 Temmuz Darbe Girişimi, …. diye örnekler uzar gider.

Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı kitabında fark ettim ki her şeyin bir ahlakı olmalı, bence. Hak olmanın da Batıl olmanın da. O zaman biz ana bir prensip belirlemeliyiz. Bu prensiple Hak olsak da Batıl olsak da bir ahlaka sahip olacağımızı düşünüyorum.

Bu prensip, düşüncelerimizi “bence”lerle ifade etmektir, bence. Buna bazı hocalarımız, abilerimiz, kardeşlerimiz karşı çıksa da bence en ideal çözüm budur. “Bence” o kadar önemli bir kavram ki bütün bir tartışmanın seyrini değiştirebiliyor.

Son zamanlarda çokça popüler olan iki grup arasındaki tartışmadan örnek vereyim. “Kurancılık ve Rivayetçilik” olarak birbirlerini adlandıran iki grubun “Kader” tartışması mesela. “Bence” olmazsa sonuç tekfir ve çatışmaya dönüşebiliyor. Ki buna benzer bir durumu şu an Ortadoğu’da mezhepçilik fitnesinden dolayı vücut bulan “Haklılık” mücadelesinde de görüyoruz.

“Bence” neden bu kadar önemli? Çünkü; “bence”lerin olmadığı bir konuşmada kişiler kendilerini Hak olarak görmeleri muhtemeldir ve özellikle Müslümanların kullandığı itici bulduğum bu klişeyle itidalli olmayı akıllarına bile getirmezler, “Hak, Batıl’a bir milim yaklaşırsa Hak olma özelliğini kaybeder.” Söz güzel ama pratik değil be hocam!

Mesela dini bir konu hakkında “Nass’a” dayanmayan meselelerde kendi anlama ve algılama biçimimizi Hak olarak görüyoruz. Gerçi “Nass’a” dayanan açık gibi görünen meselelerde de bile çok farklı yorumlamalar çıkıyor. Ondan sonra ver mehteri! Gelsin tekfirler, ötekileştirmeler…

Ama “bence” olursa kişi, karşıdakine fikri mücadele de “baskın olan haklıdır” algısını oluşturmadığı için karşı tarafta kendini haklı çıkarmak zorunluluğunda hissetmeyecek. Bu prensibi edinirsek farklı düşünsek bile insanlığın en büyük özelliklerinden biri olan “Fikir Alışverişi Ahlakı’na” sahip olacağız.

Çok değerli bir hocamın beni çok etkileyen bir sözü vardır. “Bir Müslümanın güzel ahlaka sahip olmaması anlayışla karşılanamaz.” Biz bu ahlaka sahip olursa birçok sorunun üstesinden geliriz inşallah.

      Son olarak sözlerimi, sosyal medyada fenomen olan bir abimizin lafı ile bitirmek istiyorum. “Herkesin hayatına kimse karışamaz … ama lakin ki öyle değildir!”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!