Kapısına Polis İsteyen Doğanlar Gerçekleri...
Mehmet Ali Kayacı

Kapısına Polis İsteyen Doğanlar Gerçekleri...

O çocuk ölmeseydi...

Bilenler bilir, bilmeyenlere de bir kez daha duyurmak bize vazifedir. Yakın tarihte bazı büyüklerimiz büyük bir mücadele sergilemiş ve herkesin iyi bildiği Doğanlar Mahallesinde inanılmaz yatırımlar gerçekleştirmişti.

Neler yaptılar?
Sadece onlarla bir araya geldiler diyeyim ve sizde böyle bilin yeterli... Yalnız bu kıymetli insanlar, makam sahipleri değil, bilesiniz.

Peki Neler Yapılamadı?
Devletin yapamadığı ne varsa işte onlar yapılamadı.

Sayın Vali Muammer Erol ve onun döneminde görev yapan Emniyet Müdürü Mevlüt Demir, mevcut mahalle için sıcak ilişkiler kurmayı başardı. Hatta mahallede katıldıkları programlar ya da cuma namazları dahi bu ilişkinin iyi tarafları idi.

Ancak başka şeylere ihtiyaç var !!!

Mahalle sakinleri uyuşturucu almaya gelen zenginlerin çocuklarının mahallelerine girmelerini istemiyor. Çocuklarının da onlara uyuşturucu temin etmesini istemiyorlar. Bu istek nasıl perçinleşti. Gencecik bir çocuğun uyuşturucudan hayatını kaybetmesi ile oldu.

Evet. 15 yaşlarında bir çocuk uyuşturucudan hayatını kaybetti. Ardından mahalle sakinleri, aynı hadisenin kendi başlarına gelebileceğini düşündü.  Bu arada, birileri de, daha önemli şeyler düşündü. Kimler, Ne Düşündü? Onlar uyuşturucu temin edenlerdi ve kendilerinin ortaya çıkmalarından korkuyorlardı. Bu nedenle, bir çocuğun hayatını kaybetmesine vesile olanlarında ortaya çıkarılması önemlidir.

Mahalleli diyor ki; Mahalle girişlerinde polis/güvenlik güçleri 24 saat nöbet tutsun.

O mahallede yaşayan bir genç ya da çocuk olsam hele hele bir de kötü alışkanlığım olsa, düşünüyorum da kimseye güler yüzle bakmazdım. Gençliğin sağlıklı bir ortamda yaşamını sürmesi ve gelişebilmesini sağlamak onun gibi düşünmek ve kişinin geleceğini ele almakla mümkün olabilir. Yoksa, gençler eve tıkılsın, cezaevine atılsın, bunlar hiçbir şeye çözüm değil.

Mahalle sakinleri, çevrelerinde sosyal tesislerin veyahut bazı imkanların olmasını isterken, gençler gözümüzün önünde olsun diyorlar. Haklılar ancak bu da yetmez. Neden? Çünkü, daha önce benzeri çalışmalar yapıldı. Ötesi gerek, ötesi.

Ciddi ciddi ne yapılması gerekir.

Bu şehrin KTO v KSO gibi inanılmaz değerli organik yapıları mevcut. İçlerinde inanılmaz bir değeri ve yükü barındırıyor, taşıyorlar. Geçtiğmiz günlerde 20 bin kadar kişinin iş sahibi olduğu söylendi. Merak ediyorum, Sayın Selçuk Öztürk ve Sayın Memiş Kütükçü kaç ihtiyaç sahibi bir silsilenin iş sahibi olduğunu biliyorlar mı? Tabii ki biliyorlar, çünkü böyle bir rakam dahi yok.

Sözün özü şu ki;
Önce iş sahibi yapılacak... İş ile toplumsallaşacağız...
Sonra imkan sahibi olunacak... Ev ile toplumsallaşacağız...
Ardından çevre ile zihinler aydınlanacak... Akranlar, mahalleli huzura kavuşacak.
Ve bütün bunlar, bilgi ve dini değerlerle paylaşılacak.
Yoksa, çekilen setler sadece hayata değil geleceğe de duvar olur.

Bölgede yapılacak kentsel dönüşüm ile ailelerin toplumda yer edinmesi, şimdide müftülüğün yapması gereken çalışma, sosyolojik olarak halkı anlayan insanların onlara dahil olması sadece bu işlemin birkaç saç ayağı.

Biz bir şey yapamaz mıyız?
Tek başımıza yapabileceğimiz tek şey, uyuşturucu almaya giden ya da satan genç ile arkadaş olursanız onunla kokoreç yiyebilirsiniz... Ki bence, keyifli.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Toplumsal cinnet!
Toplumsal cinnet!
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi