İki Temel Sorunumuz
Mehmet Ali Kayacı

İki Temel Sorunumuz

Toplumsal sorunlardan bahsettiğimden emin olabilirsiniz. Ancak işin özünü anlayabilmek adına kişisel bir buhranı sizlerle paylaşmam gerekiyor.

Bir buhran olduğu şimdi aklıma geldi ve sanırım sizlerde hak vereceksinizdir.

İki temel sorunda şahsımın mesleği ile alakalı temel bir sorundur. Bir program yapımcısı için tv ekranında işleyeceği konu konuğundan önemlidir. Konuk ise, o işlenen konunun ehliyet sahibi olmalıdır.

Buraya kadar her şey normal.

Peki şimdi, çağırdığınız konuklar kendine çalışırsa ya da topluma çalışmak için elinden geleni yapsa dahi konuşamazsa... işte o vakit, bir darboğaz bir buhran yaşanıyor.

Meseleyi özünden kavramak adına şöyle söyleyeyim. Daha önce birçok kez yaşadığımız için tecrübede doktora yapıyoruz desek az gelir.

Haftanın belli günlerinde, farklı ve gündemdeki konuları Kanal 42 Konya Televizyonu ekranlarında değerlendiriyor ve yeri geldiğinde tartışıyoruz. İşimiz o kadar zor ki, hele hele hainlerin kol gezdiği meydanlarda, onlarla karşılaşmamak elde değil. Şükür ki, pek çarpıştığımız söylenemez.

İki Temel Sorunumuzdan İlki...
İlginçtir ki, öyle insanlar ekrana çıkmak istiyorlar ki, sıfatında kendini aklamak istediği yazıyor. Ne kadar, nasıl kirlendilerse artık havuzda yüzer gibi, bir o yana bir bu yana saldırıyorlar. Ve saldırdıkça kendi pisliklerinde boğuluyorlar.

Tabii dikkat etmek lazım, su sıçrayabilir.

İki Temel Sorunumuzdan İkincisi ise...
İlkinden daha ilginç ancak şeref ve ahlak abidesi... Öyle ki, toplumun dinamiği olabilecek şuurlu insanlar, inanmadığını söyleyeceğine ekranlardan uzak kalmayı tercih ediyorlar. Bu temel sorunumuzda, detayları alt maddeleri ile sıralayabiliriz.

Ancak, algıladığımız bir gerçek var ki, bu tip şuurlu insanlar, ya çıkıp gerçekleri konuşacaklar ya da çıkmayıp derin bir acı yaşayacaklar. Konuşturulmama durumlarını gündeme dahi almıyor.

Bu insanlar, konuştuğunda inandığını söyleyen tipler olduğundan, çoğunlukla konuşmamayı tercih edebiliyorlar. Tercih edenler ise, nadiren de olsa gerçekleri haykırabiliyorlar.

Sözü özü...

Şimdi karşıma öyle insanlar geliyorlar ki, biz aklanmak, paklanmak istiyoruz, diyorlar.
Ve karşıma öyle insanlar çıkıyor ki, bizi affet, biz müsaade isteyelim, diyorlar.

Son söz...

Ya hu mübarekler, ben kendi kendime gerçeği haykırsam, haykıramam değil, haykırırım.
Ama mesele, hepimizin bir ve beraber hakkı söyleyip haykırmasıdır.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!