Allah’ım, Ümmetimin Suskunluğunu Sana Şikâyet Edemiyorum…
Enes Yusufoğlu

Allah’ım, Ümmetimin Suskunluğunu Sana Şikâyet Edemiyorum…

Çünkü; ben de susuyorum. Korkuyorum. Çaresiz hissediyorum. Gayesiz hissediyorum. İlk defa Aksa için Müslümanların bu kadar sessiz kaldığına şahit oldum. Bu ölüm sessizliği beni korkutuyor. Bu suskunluk insani özelliklerimizin kaybolduğu duygusunu yaşatıyor bana. Korkuyorum, çünkü; mazlumların ahının, zalimlerin yanında bizim zihinlerimizi de parça parça etmesinden korkuyorum. Bu parçalanma fiziksel değil kesinlikle. Bu parçalanma manevi bir kimyasal parçalanmadır ve geri dönüşüm imkânı yoktur bu parçalanma sonrasında. Bu öyle bir parçalanma ki bizi atomlarımıza kadar parçalayacak. Keşke bu kadarla kalsa. Suskunluğumuzdan dolayı öyle bir parçalanma yaşayacağız ki, zalimlerle atomlarımız karışacak. Bu karışımın sonucu bizim hüsranımızla son bulacak. Peki nedir bizim suçumuz? Suçumuz ilklere karşı odun olmaktır, robot olmaktır.

Siyonistlerin yaptığı zulümlere ilk defa bu kadar tepkisiz kaldık. İlk defa duygularımızın kimyası bu kadar bozuldu. Mazlumlar zulümlerin ilklerini yaşarken, bizde taş gibi kap katı kesilen duygularımızın ilklerini yaşıyoruz. Eskiden en azından vicdanımızı rahatlatma ihtiyacı hissederdik. Meydanlara çıkar sloganlar atar, tekbirler getirirdik. Zalimleri, zulümleri tel’in ederdik. Artık bunlara bile ihtiyaç duymuyoruz. Eskiden lanet eder, öfkemizi kusardık. Artık sinirlenecek öfkemiz bile kalmadı, robotlaştık.

Neden mi bunlar geldi başımıza? Çünkü israfı en tehlikeli olan şeyi israf etmeye başladık, “Aklımız”. Akıl kadar hiçbir şeyi israf edemez hale geldik. Akıl insan ile hayvan arasındaki en önemli farktı. Ama bunu farkı kavrayamadık ve gittikçe hayvanlaşıyoruz. Düşünmüyoruz, akletmiyoruz. Ümmet için, mazlumlar için, insanlık, için bir nöronumuzu bile çalıştırmıyoruz. Biyolojide, “kullanılmayan uzuvlar zamanla körelir” görüşü ne doğru bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki böyle gidersek yakında beyinlerimiz körelecek. Beyinlerimiz, loblardan oluşan, cevize benzeyen ve tek görevi ağırlık yapıp kafa kaslarımızı güçlendirmek olan et parçasına dönüşecekler. Hiçlikten ibaret sayılacağız. Amaçsız, dertsiz, gayesiz et yığınları olacağız. Ondan sonra robotlar bizi yönetse de dünyayı ele geçirse de pek fark etmeyecek nasıl olsa.

Mazlumlar için, ümmet için, insanlık için akıllarımızı bir an önce hemen kullanmak zorundayız. İnsanlığın sorunlarına kafa yormalıyız. Uzun vadeli planlar yapmalıyız. Önceliklerimizi iyi belirlemeliyiz. Teşkilatlı olmalıyız. Özeleştiri yapmalıyız. Değişime açık olmalıyız. Tarihten dersler çıkarmalıyız. Yakın zamanda yaşadığımız 15 Temmuz olayı ve devamındaki olaylar gösteriyor ki daha ders çıkarmayı öğrenmemişiz. Eğer aklımızı başıma almaz, ümmetin çıkarlarını, mazlumların çıkarlarını öncelemezsek, 15 Temmuz’u değil mum ışığının yardımıyla zifiri karanlıkta bile arayamayız.

Ne aklımız var ne güvenilirliğimiz var ne de ahlakımız var. Kaynaklarda Peygamber Efendimize (s.a.v) ait bir söz olarak nakledilen bir rivayette şöyle geçer: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (1) Buradan belki birçok sonuç çıkarılır bilir hatta benim çıkaracağım sonuç çıkmayadabilir, en iyisi Allah bilir. Ama ben şahsi olarak buradan şu şekilde bir mesaj alıyorum. “Güzel ahlaka sahip olmayanların gerçek manada Peygamber Efendimizden bir şeyler almaya layık olamayabilecekleri,” mesajını alıyorum.   

Bir an önce OHAL ilan edip aklımızı kullanmak, güvenilirliğimizi tamir etmek, ahlakımızı onarmak için her türlü plan, program, faaliyeti uygulamaya geçirmek zorundayız. 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!