Birleşmiş Milletler 'Yerel Basını' Kontrol Ediyor
Mehmet Ali Kayacı

Birleşmiş Milletler 'Yerel Basını' Kontrol Ediyor

Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün organize ettiği "Göç ve Mülteci" konu başlıklı eğitim seminerine, bir anlamda da farkındalık programına katıldık.

Farkındalık meselesi belki de programın en can alıcı kelimelerinden biriydi diyebiliriz.

Öncelikle şunu da ifade etmeliyiz ki, denilen bir söyleme göre, sarı basın kartlı bir görevli camia için katre değerdir, deniliyor. Ancak unutulan bir hadise söz konusudur ki, bizler, Başbakanlık ya da Cumhurbaşkanlığı makamına ulaşıp da mason temsilciliği yapan insanlara da şahit olduk.

Demem o dur ki, kimin hangi karta kiminde hangi makama sahip olduğunun bir katrecik ederi olabilir ancak bir değeri olduğunu söylemek mümkün değildir. Ve bu hepimiz için geçerlidir.

Hazır bu eleştiri bombardımanını gönülden fikriyatla ilk satırlarla paylaşmışken, ülkenin yerel basınına değer verip, bizleri bir araya getiren BYEGM ve emek harcayan herkese de gönülden teşekkür ediyorum.

T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, devletimizin haber alma, basın ve yayın işlerini yürütmekle görevli kurum olarak hayattadır. Müdürlüğün düzenlediği her program bizim için ne kadar önemli ise, onlar içinde o kadar önemli ve değerli olabilmelidir.

Bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler gibi huzursuzluklar topluluğunun yolundan gidemez. Onlarla çalışıyor olması da bunun olabileceği anlamını akla getirmez.

Ve beni inanıyorum ki, 3. haftası icra edilen programda da gördüğüm üzere, gazeteci/kamu görevi yapan meslektaşlarımda aynı hassasiyeti kalbinde yaşıyor.

"Göç ve Mülteci" organizasyonu bizlere bir kez daha göstermiştir ki, gazeteciler bir sosyolog, psikolog, toplum mühendisi ve dahi bir düşünürdür. Ve ne yazık ki, toplumun ve yetkili katmanlarının bunu idrak etmesi biraz zaman alıyor.

Sonuç olarak, düzenlenen bu programda, BYEGM bir proje kapsamında bir dernek ( Sığınmacılar ve göçmenlerle dayanışma derneği) ile çalışma gerçekleştirmiş. Gerçekleşen bu çalışma neticesinde ise, dernek, Birleşmiş Milletler temsilcileri ile yol alıyor. İşte bu organizasyon kapsamında da yönlendirme mekanizması harekete geçiyor.

BYEGM programında, diyorlar ki, hatta dediler ki;

Mülteciler, sığınmacılar, göçmenler vs... ekrana şöyle şöyle yansıtılmalıdır. Olumsuz değil olumlu habercilik yapın. Akıl edilmeyen bir şey var ki, bu meslek, hayali değil gerçeği aktarır.

Bu konuyu detaylandırmak daha doğru olacaktır. Yapılan haberlerin topluma ve yetkili mercilere ulaşması birilerini rahatsız ediyor. Eğer ki, bir rahatsızlık söz konusu ise, müdürlük, tek bir yazı ile tüm basın mensuplarına istediği emri telakki eder.

Bir aylan bebeğin fotoğrafı herkesi rahatsız etmiş ama o bir fotoğraf sayesinde dünya akıl etmeye başladı. O dönemdeki 2000 bin göçmenin boğulduğundan haberdar olundu. O bir fotoğraf sayesinde, yayınlamayın diyen bu uluslararası yapılar nice meblağlar edindiler. Hem de nice kayıp çocukların sorumluları oldukları halde.

O TV ekranlarına gelen görüntüler ve üzerine yazılan 3 kelime 30 harf ile gazetelerin manşetlerine atılan konu özetleri, toplumun bütün bir meseleyi kavrayabilmesinin özetidir.

Doğru... Her şey olumsuz bir hal almaya başladı. Ancak gerçeklerle yüzleşmezsek hiçbir olumsuzluğu bertaraf edemeyiz. Eğer, samimi iseniz, bu yönlendirme cesaretini ulusal basına yapmakla mükellefsiniz. Yapamıyorsanız, paçanızdan akıyor bir şeyler, efendiler.

Toplum; eşitliği ve adaleti, sevgi ve saygıyı, muhabbet ve hürmeti aynı gramda istiyor.

5 milyon insan geldi ise ülkemize bunu saklamanın bir izahı yok, saklanmıyor. Devlet eli ile destek sağlanıyorsa, ki sağlanmalı, bunu saklamanın bir sebebi yok. Mesele, kardeşlerimize şu ve bu şekilde sizlerin sayesinde yardım ettik, diyebilme cesaretidir. Tabi bu cesaret, eşit ve adil, sevgi ve saygı ile mümkün olabilir.

Sözün özü;
Amaç olarak, Türkiye'deki yerel basına deniliyor ki, " Hassas bir grup mültecilere dair negatif algının ve toplumsal gerilimin önüne geçebilmek için basın mensupları ile iş birliği kanalları oluşturmak."

Son söz;
Açık ve net ifade etmek isterim ki; "kim ki, bir barıştan, kardeşlikten söz ediyorsa, bilsin ki, Türk-Kürt diye bölemedikleri, Erkek-Kadın diye ayrıştırmak istedikleri bu coğrafya da, gazeteciler görevlerini ifa edecek. Sorunları gizlemeyecek, çözümler için koşacak, doğru ve tabii ki gerçeği paylaşacaktır."

Milletimizin, Avrupa Birliği'ne değil, Birleşmiş Milletler'e değil, asil nesline ihtiyacı vardır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Oruç: İyiliği Tutmak ve Kötülükten Vazgeçmek
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!
Evlilik Programları Kaldırıl(a)madı!