Hepimiz Açız... Farkında Değiliz !.
Mehmet Ali Kayacı

Hepimiz Açız... Farkında Değiliz !.

Açlık, kendimizi aç hissetme hali değil mi?
Sanırım, vücudumuzun gereksinimleri bize aç olduğumuzu söylüyor.

Çoğu insan şuna inanıyor; Rızkı veren Cenab-ı Hakk, hiç kimse aç ve açıkta kalmaz...
Buna bende inanıyorum. Ancak, aklımda deli gibi sorular var, günlerdir üstesinden gelemediğim.

Açlık, sadece karın doyurmak mıdır? Öyle veya böyle binlerce insan, güç bela olsa dahi karnını doyuruyor hatta haline itiraz etmiyor. Neyse...

Ruhumuzun aç olduğunu mu anlatıyorum.
Hayır, tam olarak öyle de değil.

Öncelikle ifade etmeliyim ki, hepimizin aç olduğunu düşünüyorum.
Ve biz, bu açlığın farkında değiliz.

Evet, hepimizin bir yuvası bir ailesi var.
Sofrasımızda ekmeğimiz, kuru soğanımız var.
Güzel bir ayakkabı ve elbiselerimiz de var.
Kimimizin yemediği, giymediği bir şeylerde var.
Çoğumuzun binbir türlü hobisi var.
Elimizde telefon, kapımızda araba hatta evimiz bile var.
Evet. Hepimizin kâinatta muhakkak bir şeyleri var.
Ve ben, bütün bu şeylere rağmen aç olduğumuzu hissediyorum.
Açlığımı gidermeyen bir şeyler var.

Ne olduğuna dair sayısız emarede zihnimdeki yerini koruyor. Bilemiyorum, belki sizlerde aynı şeyleri düşünüyor olabilirsiniz.

Evine ekmek götüren babanın, götürmeme hissi.
Her ay sonunu getiremeyenlerin borç-faiz-borç sarmalı ile kredi ve k.kartlarıyla hayata tutunduğunu bilmek.
Bayram sabahına ulaşan herkesin mutluyuz tablosu çizdiğini görüp gerçeği işitmek.
Mübarek bir Ramazan'dan ayrılırken, davet sarmalına kapılıp komşunun yine hatırlanmadığı bayram sabahlarını tatmak.
Her bayramda tıklım tıklım dolan camilerin yerini 5 vakit görüntülerinin aldığını ve neden ruhsuzluğun oluştuğunu anlayamamak.
Bir alışveriş sonrası ya da bir camii çıkışı, yine bir ihtiyaç sahibi görüldüğünde ne yapacağını bilememek.
Üstelik, asıl ihtiyaç sahipleri diye ahh çekememek.
Hele bugünlerde sayısız masumun mağduriyetine inanıp susabilmek.
Gözlerimizin içine bakarak baka, aldatanların her yeni günde yine aldatacağını işitmek.
Yalanın doğal bir hale büründüğü bir mevsimde, hayır bu yalan diyememek.
Gerçekleri bildiğiniz halde uzaklaşmak ve sebep aramak.
Faiz haramdır diyebilirken faizciliğimizi gizlemek. Ya da ne bileyim... 3.5 milyon insanın ölümünü unutmak. Belkide yüzleşmemek adına sebeplere sarılıp susmak.

Ben, bizi gerçekten çok aç hissediyorum.
Ekmeği, cebimdeki paramla almak istiyorum.
Çocuğuma, aileme aldığımı bir başkasınında aldığına inanmak istiyorum.
Bayramları, 4 duvar arasında adaletsizce yatanlarla yaşamak istiyorum.
Aldatanların, aldatıcı makamlarda olmasını isteyemiyorum.
Yalanla yaşayanları dinlemek İstemiyorum.
Gerçekleri yaşayanları dinlemek istiyorum.
Ben, kendi adıma yine bir şeyler söylemek istiyorum. Son yıllarda ölen 3.5 milyon insanın sorumluluğunu kendimde hissediyorum. Ve bu, bana çok acı geliyor. Bu acıya yenilerinin de dahil olmasını tabi ki istemiyorum.

Hepimizin aynı şeyleri hissettiğini, hepimizin aç olduğunu düşünüyorum.
Öyle bir açlık hissediyorum ki, terkedemediğimiz günahlarımızla bu açlıkla öleceğim diye korkuyorum. Korkuyorum çünkü, bu açlık bizi korkutmuyor. Korkmamaya alıştırıyor. Günahkar kılıyor. Ve ben, bu açlıktan kurtulmak istiyorum.

Günahı terketmek sevabı işlemek istiyorum.
Bu günahı terkedenlerle bir olup açlıktan kurtularak sevap kazanmak istiyor.

Çok şey mi istiyorum?
Hakikati söylemek ve istemekte gerçekten çok zor şeydi.

Sanırım;
Artık hepimiz, günahlarımızın farkındayız.



 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi
Ayasofya’da yine bir fetih muştusu
Ayasofya’da yine bir fetih muştusu