Seçim Senin
Necmettin Zahid

Seçim Senin

Bugün söylemediler bunu sadece. 

 

İlk önce merhum Erbakan hayatta iken onun mücadelesini küçük gördüler ona “yaşlı artık gençler ortaya çıksınlar” diye yüz çevirdiler.

 

Erbakan mücadelesinden ölene kadar vazgeçmedi ve bu sefer “siyasi rant peşinde şu yaşına rağmen” diyerek çirkin ithamlarda bulundular.

 

Baraj sorunu varken “attığınız oylar boşa gitmesin” diye taa merhum Erbakan’ın sağlığında dahi sadece sırf bu korkuyla oy vermemiş kişilerin oyuyla bile barajı geçecek olan Saadet Partisinin önüne zihinsel barajlar kurdular. 

 

Şimdi

 

Hocanın emanet bıraktığı Saadet Partisi bu baraj problemini aşmak için teknik bir imkân buldu ve bunu değerlendiriyor. 

 

Peki sustular mı? 

 

Hayır...

 

“Şimdide diyorlarki Saadet partisine oy atarsanız CHP daha fazla vekil çıkaracak.”

 

Peki dert ettikleri gerçekten bu mu? 

 

Bunların gerçek korkuları yıllarca bir ötekileştirme politikasıyla düşmanı işaret edip kendi yerini sağlamlaştırmalarına vesile olan diğer partiler mi? 

 

Hayır...

 

Mesele Saadet Partisinin bizatihi kendisi

 

Neden mi? 

 

Çünkü bu AK Parti için ontolojik bir sorun.

 

Yani?

 

Yani şu; Ak Parti siyasi hayata milli görüş bakiyesini kullanarak girmiş bir partidir. Bu sebeple onun varlığını sürdürmesi ancak bu “bakiye”nin kesilmemesine bağlıdır. 

 

Saadet Partisi ise Milli Görüş’ün tek partisi olarak bu bakiyeyi kesecek yegane partidir. 

 

Yani AK Partinin varlığı Saadet Partisinin yokluğuna bağlıdır. Bu sebeple AK Parti için esas tehdit olan şey Saadet Partisinin varlığıdır.

 

Çünkü Ak partinin dayanacağı bir kök yoktur. Ayakta kalmak için Milli Görüş köküne dayanmak istemektedir. Bu sebeple esas iş o kökün üzerinde sapasağlam duran Saadet partisini yıpratmaktır ki kendilerine yer açılsın. Aksi takdirde kendileri için yaklaşan “son” artık kaçınılmaz olacaktır.

 

Bütün dert budur. Ve bu durumun en iyi farkında olanlar AK Partili yöneticilerdir. AK partililerin bu korkularını merhum Erbakan hocamızın da her seferinde dile getirişi bu sebepledir.

 

Şimdi sanırım 0,7 diye küçümsedikleri bir partinin onları neden bu kadar rahatsız ettiği daha iyi anlaşılıyor. Elbette 0,7 diye küçümsedikleri o haliyle bile büyük korkular yaşatan bir partinin bugün bazı kamuoyu araştırmalarında yüzde 5’lerin üzerine varan oranlarda gösterildiği ve hatta gelen dip dalga ile bunun da çok çok üzerine çıkabileceği ihtimali bu rahatsızlığı had safhaya getirdi. 

 

 

Böylelikle daha önceleri olduğu gibi yine Saadet partisini çeşitli usullerle bitirme gayretine girildi. Mesela zamanında birileri yine Milli Görüş partisiyiz diye çıktı parti kurdu sonra tekrar o partiyi kapatıp AKP’ye çırak oldu. Bu ve buna benzer bir çok usül denenip başarılı olunamayınca en son şimdi gireceğimiz 24 Haziran seçimlerinde ittifak deyip Saadet partisini iltihak gayretlerine girişildi. Ancak şükür ki partinin başında olan Temel Karamollaoğlu  tabanının sesine kulak verip milli görüş tarihinin gerçeklerine sahip çıkınca dimdik durdu ve mealen şu mesajı verdi; “SAADET PARTİSİ ÖYLE SİZİN DİZE GETİREREK İLTİHAK ETTİĞİNİZ DİĞER PARTİLER GİBİ BİR PARTİ DEĞİLDİR”. Tabi bu dik duruş onların hiç sonu gelmeyen suni korkular, yalan ithamlar ve iftiralarla seçmenin zihnine yeni barajlar kurma gayretlerini gittikçe azgınlık seviyesinde şiddetlendirdi. 

 

Bunun için akla hayale gelmeyecek ve hatta bir müslümana asla yakışmayacak denli manipülatif, yalan ve iftiraya dayalı onlarca haber yapıldı ve bunlara dayalı söylemler geliştirildi. (Sadece müslüman ahlakı perspektifi bile bu ahlaksızlığa karşı bir tavır koymayı gerektirir. Ahlakı olmayanın siyaseti kadüktür. Ve malesef bu ahlaksızlık bol bol yapılmaktadır) Bunlardan en meşhur olanlardan birisi de “Milli görüşün Akp düşmanlığı onları CHP’ye yaklaştırdı” söylemi.

 

Böyle birşey gerçeği yansıtıyor mu peki? 

 

Elbette hayır.

 

Neden? Çünkü Milli Görüş aynı tarihin evlatlarını birbirinden ayırmaz ve kimseyi düşman olarak görmez. **

 

Peki durum nedir? 

 

Milli görüş için esas olan iyinin doğrunun faydalının ve güzelin ortaya çıkması ve hakkın hakim olması için mücadele etmektir. Bu mücadelede karşısına çıkan herkes onun için aynıdır.  Ancak bu ne bir düşmanlık ne de kindarlıktır. Bu ancak ve ancak ya hakka doğru yöneltilecek kardeşlerimiz ya da yönelmiyorlarsa mücadele edilecek rakiplerimiz olarak telakki edilir. 

 

Bu sebeple milli görüşte düşmanlık diye birşey yoktur. Nitekim hak için mücadele verenlerin hiç birisi düşman olmaz olamaz. Olsa olsa uyarıcıdırlar. Çünkü düşmanlık menfaat üzere çıkılmış bir yolda karşınızda durana beslediğiniz hislerinizdir. Oysa hak mücadelesinde menfaat elde etmek değil hakkın teslimi ve tesisi vardır. İslam’ın fetihleri ile batının işgalleri arasında da bu yüzden fark vardır. “İşgal” bir yeri talan edip orda olanların hakkını kendine geçirmenin adı iken “fetih” bir yere girdiğinde hakkı tesis etmek herkesin hakkını teslim etmektir.

 

 

Bu sebeple işgal ettikleri makamları kaybetmek istemeyenlerin hak için bu makamları fethetmeye talip olan Milli Görüş partilerinin tümüne olduğu gibi bugün de Saadet partisine yaptıkları saldırılar her gün dozunu biraz daha arttırarak devam etmektedir.

 

 

Bu sebeple Türkiye siyasal tarihinin makas değiştirebileceği bu kavşakta Saadet partisinin üstlendiği rolü iyi kavramak gerekmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz ontolojik durumdan ötürü Saadet partisi bu kavşakta makası değiştirecek tek partidir. Bu yüzden esas itibari ile CHP üç beş milletvekili daha fazla çıkaracak diye halka saldıkları korkunun altında aslında kendi gerçek korkuları yani Milli Görüş’ün gerçek bir temsilcisinin mecliste iki milletvekili ile bile olsa temsil edilmesi korkusunu yaşamaktadırlar. Çünkü o zaman halk artık gerçeği ile taklidi arasındaki farkı görme imkanını yakalayacak ve AKP’yi ayakta tutan bütün iddialarının altı boşalacaktır. Bu yüzden istenmeyen parti Saadet partisidir. Bu yüzden Saadet partisinin azami sayıda vekille meclise girmesi bu tarihi seçimde tarihi bir önem arz etmektedir. Bu seçimde ya Saadet meclise girecek millet artık suni ve kutuplaşmış siyasetten kurtulacak ya da bu suni, çözüm üretmeyen aksine sürekli problemler üreten bunların tümünün de üzerini bol bol milleti kutuplaştırarak örten bir siyaset bu ülkenin müzmin siyasal kültürü haline gelecek. SEÇİM SENİN…

 

**Milli Görüş, vatanımızın ve milletimizin bölünmez bütünlüğü ve tüm memkelet evlatlarının kardeş bilinmesi temel prensibine dayanır. Aynı milletin, aynı tarihin çocuklarının kardeşliği esastır. Gidilecek yol barış yoludur. Bizim metodumuz iddia ve suçlama değil ikna ve ispat yoludur. Aynı milletin çocukları arasında görüş farklılıkları, fikir farklılıkları olabilir, fakat bu hiçbir zaman suçlamanın, ayrımcılığın, bölücülüğün sebebi olmamalıdır (Necmettin Erbakan. Davam, 2014. s.175).

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Toplumsal cinnet!
Toplumsal cinnet!
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi
İstanbul’un fethi coşku ile kutlandı! Fetih çağı değiştirdi